Robineau / Franța – Cererea nr. 58497/11
– Decizie din 3 septembrie 2013 [Secțiunea V]
FAPTE
Unul dintre membrii familiei reclamantului a fost reținut de poliție în octombrie 2003. Procurorul a deschis o investigație și a cerut monitorizare judiciară. Persoana reținută a fost ascultată de procuror cu asistența avocatului. După aceasta, poliția și accompaniatorii au dus persoana într-o cameră obișnuită din clădirea tribunalului.
Reclamantul nu a demonstrat încălcări evidente ale drepturilor protejate de Convenție. Procedurile interne nu au fost epuizate corespunzător.
Plângerea este inadmisibilă.
Robineau / Fransa – 58497/11
-
3.9.2013 tarihli karar [V. Bölüm]
Olaylar –
Bașvuranın aile üyelerinden biri 2003 yılının Ekim ayında polis tarafından gözaltına alınmıștır. Sonrasında ise șüpheli kiși, savcının huzuruna çıkarılmıștır, savcı bir sorușturmanın bașlatılmasını ve șüphelinin adli denetim altına alınmasını istemiștir. Șüphelinin avukatıyla görüșme hakkının bulunması nedeniyle, polis ve eșlik eden korumalar șüpheliyi mahkeme binasındaki sıradan bir odaya götürmüșlerdir. Avukatının talebi üzerine, șüphelinin kelepçeleri çıkarılmıș ve kendisine eșlik eden iki polis memuru, șüpheli kiși ile avukatının özel olarak görüșebilmeleri için odayı terk etmiștir. Ancak polis memurları, her ihtimale karșı, cam bir panel aracılığıyla șüpheliyi gözetim altında tutmușlardır. Görüșme bașladıktan yaklașık yirmi dakika sonra, söz konusu șüpheli yerinden kalkmıș, pencereye doğru gitmiș ve atlayarak intihar etmiștir.
Hukuki Değerlendirme –
Madde 2: Fransa hukukunda “
deferement”
, diğer bir deyișle polis gözaltısının resmi olarak sona ermesi ile ilgili bireyin bir yargıcın huzuruna çıkarılması arasındaki zaman, inkar edilemez șekilde bir nezaret tedbiridir, uygulama bakımından polis gözaltısı ile benzer özelliktedir ve ilgili birey adli denetim kapsamında, sorușturma makamlarının gözetimi altında tutulmaktadır.
Yerel makamlar, șüphelinin intihar edeceğini bilecek durumda değildir. Șüpheli, polis gözaltısında tutulduğu sırada ve nakledilme esnasında kendisi ile görüșen herkese karșı sakin bir tutum sergilemiștir. Șüpheliyi muayene eden psikiyatrist, șüphelinin durumunu istikrarlı olarak değerlendirmiș ve hatta, polis gözaltısına alınması durumunun șüpheliyi ciddi bir șekilde üzmediğini kaydetmiștir. Yetkililerin, söz konusu zamanda șüphelinin kendisine verilen dört öğün yemekten üçünü yemeyi reddetmesinin bir uyarı ișareti olduğunu anlamıș olmalarının gerekebileceği doğrudur. Ancak, bu durum kendi bașına, sorușturmacıların ve eșlik eden görevlilerin muhtemel bir intihar riskinin söz konusu olduğuna ilișkin olarak uyarılması için yeterli değildir.
Durum böyle olunca ve yetkililerin șüphelinin intihar edebileceğini biliyor olduğu ya da bilmesi gerektiğine inanmak için herhangi bir tarafsız gerekçe olmamasından ötürü, Sözleșme’nin 2. maddesi uyarınca üzerlerine düșen pozitif yükümlülükler, yetkililerin bu davada bir kimsenin hayatının korunması için gerekli olan temel önlemlerden bașka herhangi bir özel tedbir almasını gerektirmemiștir.
Ayrıca, eșlik eden memurlar șüphelinin avukatı ile özel bir görüșme yapmasına olanak sağlamak için odadan çıkmıș olsalar bile, cam bir panel aracılığıyla șüpheliyi gözetim altında tutmușlardır. Șüphelilerin polis gözaltısında tutulmalarının sona ermesi ile bir yargıcın huzuruna çıkarılmaları arasındaki sürede güvenlikleri hususu daha kesin bir yasal çerçevenin getirilmesini gerektirmiș, dolayısıyla eșlik ettikleri kimselerin psikolojik durumlarının ve bu kimselerin intihar etmeleri riskinin değerlendirilmesi ișlemi yalnızca polisin görevi olmaktan çıkmıștır. Ancak, herhangi bir özel riskin tespit edilmediğinden ya da tespit edilme zorunluluğu olmadığından, bu davada alınmıș olan önlemler yeterli düzeydedir ve dava, Devlet tarafından Sözleșme’nin 2. maddesinin getirdiği yükümlülüklerin yerine getirilmesinde bir bașarısızlığın söz konusu olmadığını ortaya koymuștur.
Son olarak, bu dava, Mahkeme’nin Sözleșme’nin 2. maddesinin esas bakımından ihlal edilmiș olduğuna karar verdiği
Eremiášová ve Pechová / Çek Cumhuriyeti
(23944/04, 16 Șubat 2012) davasından farklılık göstermiștir. Șüphelinin bariz bir șekilde pencereden atlayarak kaçma teșebbüsünde bulunurken kendisini öldürdüğü
Eremiášová ve Pechová / Çek Cumhuriyeti
davasında, yetkililerin aslında bir kaçma teșebbüsü olasılığının bulunduğunu öngördüklerini ișaret eden adımlar atmıș oldukları görülmüștür. Dahası, olay, somut davada olduğu gibi doğası gereği gizli kalması gereken avukatla görüșme esnasında değil de, ilgili bireyin tuvaletlerden polis merkezinin bașka bir bölümüne götürülmesinde kendisine eșlik eden polis memurlarının tümüyle denetimi altında tutulduğu esnada gerçekleșmiștir.
Sonuç
: kabul edilemez (açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle).