- Instanța
- Curtea Europeană a Drepturilor Omului
- Data
- 1 octombrie 2013
- Stat pârât
- TUR
- Concluzia
- Inadmisibil
Zana împotriva Turciei
Traducere în română AI
CURTEA EUROPEANĂ A DREPTURILOR OMULUI
SECȚIUNEA A DOUA
DECIZIE PRIVIND ADMISIBILITATE
Leyla ZANA / TURCIA (Cererea nr. 58756/09) Președinte Peer Lorenzen Judecători András Sajó, Nebojša Vučinić și Locțiitor al Adjunctului Șefului Secțiunii Seçkin Erel participând, Curtea Europeană a Drepturilor Omului (Secțiunea a Doua), întrunită în Comitet pe 1 octombrie 2013, după deliberație privind cererea sus-menționate depusă pe 6 octombrie 2009, pronunță următoarea decizie: FAPTE Reclamanta Leyla ZANA este cetățeană turcă născută în 1961 și locuitor în Diyarbakır. A fost reprezentată în fața Curții de avocații M. Beştaş și M. Daniş Beştaş din Diyarbakır. A. Condițiile cazului Faptele cazului, după cum au fost prezentate de reclamanta, pot fi rezumate după cum urmează. Reclamanta a participat la mai multe demonstrații și conferințe la diferite date și a susținut și, de asemenea, a citit declarații cu glas tare la presă privind problemele poporului kurd.
Procurorul Republicii din Diyarbakır a inițiat o procedură penală împotriva reclamantei pe 7 mai 2008. Curtea Penală de Circumscripție din Diyarbakır a declarat pe 4 noiembrie 2008 pe reclamanta vinovată în temeiul articolului 314 din Codul Penal și al articolului 7/2 din Legea antiteroristă și a condamnat-o la unsprezece ani și trei luni de închisoare. Cazul este în prezent pe rolul instanțelor naționale. B. Dreapta internă relevantă Descrierea dreptului intern relevant se găsește în hotărârea din cazul Hasan Uzun / Turcia ((opinii în parte), nr. 10755/13, prg. 68-71, 30 aprilie 2013). PLÂNGERI Reclamanta se plânge pe baza articolului 10 din Convenție că inițierea unei proceduri penale împotriva ei, sub pretextul unui discurs prezentat, constituie o ingeință injustificată în dreptul ei la libertatea de exprimare.
Reclamanta se plânge, de asemenea, pe baza articolului 6 alineatul 1 din Convenție că modul în care acuzațiile sunt formulate și acceptate de instanța competentă în sistemul penal turc, fără participarea părții pârâte, încalcă principiul egalității armelor și că acceptarea acuzației de către instanță demonstrează prejudecată, deoarece presupune vinovăția reclamantei, în urma căreia reclamanta a fost lipsită de dreptul la un proces echitabil.
ANALIZĂ JURIDICĂ
Curtea observă că procedurile împotriva reclamantei sunt în prezent pe rolul Curții Supreme. După examinarea aspectelor fundamentale ale noii căi de atac în fața Curții Constituționale a Turciey, Curtea observă că Parlamentul Turciei a acordat Curții Constituționale competența de a asigura despăgubirea directă și rapidă a încălcărilor drepturilor și libertăților protejate de Convenție cu privire la toate deciziile care au devenit finale după 23 septembrie 2012, și că aceasta este o cale de atac care trebuie utilizată (v. sus citat Hasan Uzun / Turcia, prg. 68-71). Prin urmare, reclamanta trebuie să apeleze la noua cale de atac în fața Curții Constituționale a Turciey introdusă prin Legea nr. 6216 (sus menționate).
Curtea hotărăște, în conformitate cu articolele 35 alineatul 1 și 4 din Convenție, că această plângere trebuie respingă din cauza neepuizării căilor interne de atac. Din aceste motive, Curtea, în unanimitate, Decide că plângerea este inadmisibilă. Seçkin Erel Peer Lorenzen Locțiitor al Adjunctului Șefului Secțiunii Președinte
AVRUPA İ
NSAN HAKLARI MAHKEMES
İ
ĠKĠNCĠ BÖLÜM
KABUL EDĠLEBĠLĠRLĠK HAKKINDA
KARAR Ley la ZANA / TÜRKĠYE DAVASI ( Bașvuru no.58756/09 ) ______________________________________________________________________________ ____________ © T.C. Adalet Bakanlığı, 2013. Bu gay riresmi çeviri, Adalet Bakanlığı, Uluslararası Hukuk ve DıĢ ĠliĢkiler Genel Müdürlüğü, Ġnsan Hakları Daire BaĢkanlığı tarafından yapılmıĢ olup, Mahkeme için bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak belirtilm iĢ olm ası ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olm ası koĢulu ile Adalet Bakanlığı, Uluslararası Hukuk ve DıĢ ĠliĢkiler Genel Müdürlüğü, Ġnsan Hakları Daire BaĢkanlığına atıfta bulunmak suretiyle ticari olm ayan amaçlarla alıntılanabilir.
2 ZANA v. TURKEYDECISION Bașkan Peer Lorenzen Yargıçlar András Sajó, NebojšaVučinić ve Bölüm Yazı İșleri Müdür Yardımcısı Vekili Seçkin Erel’in katılımıy la 1 Ekim 2013 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa Ġnsan Hakları Mahkemesi (Ġkinci Bölüm), 6 Ekim 2009 tarihinde yapılmıĢ yukarıdaki baĢvuruya iliĢkin olarak yapılan müzakerelerin ardından aĢağıdaki kararı vermiĢtir. OLAYLAR BaĢvuran, Leyla ZANA, 1961 doğumlu bir Türk vatandaĢıdır ve Diyarbakır’da ikamet etmektedir.
BaĢvuran, Mahkeme önün de, Diyarbakır’da görev yapan avukatlar M. BeĢtaĢ ve M. DanıĢ BeĢtaĢ tarafından temsil edilmiĢti r. A. Davanın koșulları Dava konusu olaylar, baĢvuran tarafından ibraz edildiği Ģekliyle, aĢağıdaki gibi özetlenebilir . BaĢvuran, muhtelif tarihlerde birçok gösteri ve konferansa katılmıĢ ve ayrıca, Kürt halkının sorunlarına iliĢkin olarak belli konuĢmalar yapmıĢ ve yüksek sesle basın açıklamaları okumuĢtur . Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı 7 Mayıs 2008 tarihinde, baĢvuran hakkında ceza davası açmıĢtır . Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi 4 Kasım 2008 tarihinde, baĢvuranı Ceza/ Kanunu’nun 314. maddesi ve Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 hükmü uyarınca suçlu bulmuĢ ve baĢvuran hakkında on bir yıl üç ay hapis cezasına hükmetmiĢtir.
Dava, ulusal mahkemeler önünde halen derdesttir. ZANA v. TURKEY DECISION 3 B. İlgili İç Hukuk Ġlgili iç hukuka dair açıklamalar, Hasan Uzun / Türkiye ((k.k.), no. 10755/13, prg. 68-71, 30 Nisan 2013) davasında verilen kararda yer almaktadır. ġĠKÂYETL ER BaĢvuran, SözleĢme’nin 10. maddesine dayanarak, bir konuĢma yapması gerekçe gösterilerek hakkında ceza yargılamaları baĢlatılmasının kendis inin ifade özgürlüğü hakkına yönelik haksız bir müdahale oluĢturduğunu iddia etmektedir. BaĢvuran ayrıca, SözleĢme’nin 6/1 hükmüne dayanarak, Türk ceza sisteminde iddianamelerin hazırlanmasının ve ilgili mahkemece kabul edilmesinin davalı tarafın sürece katılmadan gerçekleĢtirilmesinin silahl arın eĢitliği ilkesine aykırı olduğu ve iddianamenin yerel mahkeme tarafından kabul edilmesinin, baĢvuranın suçlu olduğuna iliĢkin peĢin hüküm vermesi nedeniyle, bu mahkemenin yanlılığını gösterdiği gerekçeleriyle kendisinin adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinden Ģikâyetçi olmuĢtur .
HUKUKĠ DEĞERLENDĠRME
Mahkeme, somut davada, baĢvuran hakkındaki yargılamaların Yargı tay önünde halen derdest olduğunu gözlemlemektedir . Mahkeme, Türkiye Anayasa Mahkemesi önündeki yeni hukuk yolunun te mel yönlerini incelemesinin ardından, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 23 Eylül 2012 tarihinden sonra kesinleĢen tüm kararlara iliĢkin olarak ilgili mahkemeye, ilke olarak, SözleĢme tarafından korunan hak ve özgürlüklerin ihlallerine yönelik dolaysız ve hızlı bir Ģekilde tazmin sağlamasına olanak veren yetkiler vermiĢ olduğunu kaydetmiĢ ve bunun baĢvurulması gereken bir hukuk yolu olduğunu beyan etmiĢtir ( Bk. yukarıda anılan Hasan Uzun / Türkiye , prg. 68-71).
4 ZANA v. TURKEYDECISION Buna göre, baĢvuran, 6216 sayılı Kanun ile getirilmiĢ olan, Türkiye Anayasa Mahkemesi önündeki yeni hukuk yoluna baĢvurmalıdır ( aynı yerde geçen ) . Mahkeme, SözleĢme’nin 35/1 ve 4 hükümleri uyarınca, bu Ģikâyetin iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle reddedilmesi gerektiğine kar ar vermektedir . Bu gerekçelerle, Mahkeme oybirliğiy le BaĢvurunun kabul edilemez olduğunu beyan etmiștir . Seçkin Erel Peer Lorenzen Yazı ĠĢleri Müdür Yardımcısı Vekili BaĢka n