Cererea nr. 28101/09
Selime AKYAR / TURCIA
Presidente: Paul Lemmens
Judecători: Ksenija Turković, Jon Fridrik Kjølbro
Grefier Adjunct: Abel Campos
Luând în considerare cererea depusă pe 27 aprilie 2009, Curtea pronunță:
FAPTE
Reclamanta se plânge de presupusa înlăturare arbitrară din funcție din postul de manager.
Curtea observă că presupusa încălcare de dreptul la acces la justiție și la proces echitabil necesită epuizarea tuturor căilor interne de atac disponibile, inclusiv apelul la Curtea Constituțională.
Din cauza neepuizării căilor interne de atac, în conformitate cu articolele 35 §§ 1 și 4 din Convenție, plângerea este inadmisibilă.
Bașvuru No. 28101/09
Selime AKYAR / TÜRKİYE
Bașkan
Paul Lemmens,
Yargıçlar
Ksenija Turković,
Jon Fridrik Kjølbro,
ve
İkinci Bölüm Yazı İșleri Müdür Yardımcısı
Abel Campos’un katılımıyla, 9 Șubat 2016 tarihinde, komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm) heyeti, yukarıda belirtilen 27 Nisan 2009 tarihli bașvuruyu, davalı Hükümet tarafından sunulan görüșleri ve bu görüșlere cevaben bașvuran tarafından sunulan görüșleri dikkate alarak, gerçekleștirilen müzakerelerin ardından așağıdaki kararı vermiștir:
1.
Bașvuran Selime Akyar, T.C. vatandașı olup 1959 doğumludur ve Diyarbakır’da ikamet etmektedir. Mahkeme önünde Diyarbakır Barosu’na bağlı Avukat R. Yalçındağ Baydemir tarafından temsil edilmiștir.
2.Türk Hükümeti (‘‘Hükümet’’) kendi yetkilisi tarafından temsil edilmiștir.
3.
Davaya konu olaylar, taraflarca ifade edildiği șekilde, așağıdaki gibi özetlenebilir.
4.
Türk silahlı Kuvvetleri ile PKK’ya (Kürdistan İșçi Partisi) mensup teröristler arasında 24 Mart 2006 tarihinde çıkan silahlı bir çatıșma sırasında on dört PKK üyesinin ölmüș olması sebebiyle, Diyarbakır’da 28 ve 31 Mart 2006 tarihleri arasında birçok yasa dıșı eylem düzenlenmiș, bu eylemler sırasında da on bir gösterici hayatını kaybetmiștir.
5.Bașvuran, 29 Mart 2006 tarihinde, Özel Harekât polisleri ile bir grup göstericinin çatıștığı yerin yakınından geçtiği sırada sağ ayağından, bir mermi ile vurulmuștur.
6.Bașvuran, 9 Mayıs 2006 tarihinde, Diyarbakır Cumhuriyet Bașsavcılığı (Savcılık) huzurunda Özel Harekât Birimi’nde görevli polis memurları aleyhinde, görevlerini kötüye kullandıkları gerekçesiyle suç duyurusunda bulunmuștur.
7.Savcılık, 8 Nisan 2008 tarihinde, olaylara müdahale eden polisler hakkında kovușturmaya yer olmadığına karar vermiștir. Cumhuriyet savcısı (Savcı) kararında, öncelikle Emniyet Müdürlüğünün, polislerin, Sakarya ve Öğretmen Caddelerinde toplanan kalabalığı dağıtmak amacıyla göz yașartıcı gaz ve tazyikli su kullanarak müdahalede bulunduklarını ve olaylar sırasında ateșli silah kullanmadıklarını bildirdiğinin altını çizmiștir. Diğer taraftan savcı, ifadesi alınan tanıkların söz konusu olayı görmemiș olduklarını beyan ettiklerini belirtmiștir.
8.Dava dosyasından anlașıldığı üzere, Ağır Ceza Mahkemesi, bașvurana 24 Ekim 2008 tarihinde bildirilen 6 Ağustos 2008 tarihli kararıyla, kovușturmaya yer olmadığına ilișkin karara yapılan itirazı reddetmiștir.
9.Bașvuran, hiçbir șekilde ateșli silah kullanılmasının haklı gösterilemeyeceği koșullarda așırı ateșli silah kullanımına maruz kalarak mağdur olduğunu iddia etmekte ve bir polis tarafından açılan ateș sonucunda yaralanarak yașadığı travmayı ileri sürmektedir.
10.Hükümet, bașvuranın altı aylık süre kuralına uymadığını ileri sürerek bașvuruya itiraz etmektedir. Hükümete göre, bașvuranın, kararın Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kendisine bildirildiği 23 Ekim 2008 tarihinden itibaren altı aylık süre içerisinde bașvurusunu sunması gerekirdi.
11.Bașvuran bu iddiaya itiraz etmektedir.
12.Mahkeme, Sözleșme’nin 35. maddesinin, ‘‘iç hukukta nihai kararın verildiği tarihten itibaren altı aylık bir süre içerisinde’’ kendisine bașvurulabileceğini öngördüğünü hatırlatmaktadır.
13.Mahkeme, mevcut davada, iç hukukta verilmiș nihai karar olan Ağır Ceza Mahkemesi’nin 6 Ağustos 2008 tarihli kararının, 24 Ekim 2008 tarihinde bașvurana bildirildiğini, bașvurunun ise Mahkeme’ye 27 Nisan 2009 tarihinde, yani bu kararın tarihinin üzerinden altı aydan uzun süre geçmesinin ardından yapıldığını tespit etmektedir. Ayrıca davanın incelemesinin, bu sürenin seyrinin kesilmesine veya askıya alınmasına sebep olabilecek herhangi bir özel koșulun tespit edilmesine imkân vermemektedir.
14.Dolayısıyla bașvurunun, olması gerekenden geç sunulduğu gerekçesiyle, Sözleșme’nin 35. maddesinin 4. fıkrasına uygun olarak reddedilmesi gerekmektedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oybirliğiyle,
Bașvurunun kabul edilemez olduğuna
karar vermiștir.
İșbu belge Fransızca dilinde tanzim edilmiș olup, 3 Mart 2016 tarihinde tebliğ edilmiștir.
Abel Campos
Paul Lemmens
Yazı İșleri Müdür Yardımcısı
Bașkan