Cererea nr. 23597/11
Ibrahim CAN / Turcia
Presidente: Ksenija Turković
Judecători: Jon Fridrik Kjølbro, Georges Ravarani
Grefier Adjunct: Abel Campos
Luând în considerare cererea depusă pe 5 aprilie 2011, Curtea pronunță:
Reclamantul se plânge de o presupusă încălcare a drepturilor sale din Convenție.
Pentru a fi admisibilă, reclamantul trebuie să se adreseze instanțelor competente disponibile la nivel intern, inclusiv Curții Constituționale, care acum dispune de competența de a soluționa incidențe privind încălcări ale drepturilor protejate de Convenție.
Din cauza neepuizării căilor interne de atac, plângerea este inadmisibilă în conformitate cu articolele 35 §§ 1 și 4 din Convenție.
Bașvuru no. 23597/11
İbrahim CAN / Türkiye
Bașkan,
Ksenija Turković,
Yargıçlar,
Jon Fridrik Kjølbro,
Georges Ravarani,
ve
Bölüm Yazı İșleri Müdür Yardımcısı
Abel Campos’un katılımıyla 15 Mart 2016 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 5 Nisan 2011 tarihinde yapılan yukarıdaki bașvuruyu göz önünde bulundurarak, yapılan müzakerelerin ardından așağıdaki șekilde karar vermiștir.
1.
Bașvuran İbrahim Can 1965 doğumlu bir Alman vatandașı olup, Köln’de ikamet etmektedir. Bașvuran, Mahkeme önünde, İstanbul Barosuna kayıtlı Avukat H. Sığınak tarafından temsil edilmiștir.
2.
Dava konusu olaylar, bașvuran tarafından ibraz edildiği șekliyle, așağıdaki gibi özetlenebilir.
3.
Bașvuranın partneri A.Y., 15 Temmuz 2008 tarihinde, iddiaya göre cinsel eğilimi nedeniyle babası tarafından vurularak öldürülmüștür. Baba hakkında Üsküdar Ağır Ceza Mahkemesinde cinayet suçundan ceza davası açılmıștır. Bașvuran, A.Y.’nin nișanlısı olduğunu ileri sürerek, ceza yargılamalarına müdahil taraf olarak katılmak için izin talebinde bulunmuștur. Bașvuran bu bağlamda, Alman vatandașı olduğunu ve Alman hukuku uyarınca eșcinsel evliliğin yasal olduğunu belirtmiștir. Ağır ceza mahkemesi, 25 Kasım 2010 tarihinde, bașvuranın iddia edilen suçun mağduru olmaması sebebiyle talebi reddetmiștir.
4.
Bașvuran, Sözleșme’nin 6. maddesi uyarınca, partnerinin öldürülmesine ilișkin ceza davasına müdahil taraf olarak katılmasına izin verilmemesi nedeniyle șikâyette bulunmuștur. Bașvuran ayrıca, Sözleșme’nin 14. maddesine dayanarak, cinsel eğilimi nedeniyle ayrımcılığa maruz kaldığını iddia etmiștir.
5.
Bașvuran, Sözleșme’nin 6. maddesine dayanarak, ceza davasına müdahil taraf olarak katılma talebinin ağır ceza mahkemesi tarafından reddedildiğini belirterek șikâyette bulunmuștur.
6.
Mahkeme, bașvuran tarafından talep edildiği üzere, Sözleșme’nin “șahsi intikam” veya
actio popularis
(toplumun yararı gözetilerek üçüncü bir șahıs tarafından açılan dava) hakkı sağlamadığını yinelemiștir. Bu nedenle, üçüncü kișilerin ceza gerektiren bir suç nedeniyle sorușturulmasını veya cezalandırılmasını isteme hakkı bağımsız olarak ileri sürülemez: söz konusu hak, sembolik bir tazminat elde etme veya “
iyi itibar
” sahibi olma hakkı gibi medeni bir hakkın korunması amacıyla bile olsa, mağdurun iç hukukta hukuk davası açma hakkını kullanmasıyla yakından ilișkili olmalıdır (bk.
Perez / Fransa
[BD], no. 47287/99, §
‑
I). Bu nedenle, bir ceza davasında müdahil taraf șikâyeti, sadece üçüncü tarafın yargılamaların sonunda tazminat elde edebilme imkanına sahip olması durumunda Sözleșme’nin 6 § 1 maddesi kapsamına girebilir. Mahkeme bu noktada, Türk mevzuatı uyarınca, Ceza Muhakemesi Kanununun bu tür yargılamalarda tazminat talebine izin vermediğini kaydetmiștir (bk.
Beyazgül / Türkiye
, n
o
27849/03, §§ 36 ve 39, 22
Eylül 2009). Sonuç olarak, 6. madde hukuk yönünden de somut davada uygulanamaz.
7.
Mahkeme bu nedenle, bașvurunun bu kısmının Sözleșme hükümleriyle
konu bakımından
bağdașmadığına ve Sözleșme’nin 35 § 3 ve 4 hükümleri uyarınca reddedilmesi gerektiğine karar vermiștir..
8.
14.madde kapsamındaki șikâyetle ilgili olarak, bașvuran cinsel eğilimi nedeniyle ayrımcılığa maruz kaldığını iddia etmiștir. Sözleșme’nin 14. maddesinin özerk olmadığı ve Sözleșme’nin 6. maddesi kapsamında ileri sürülen șikayetin Sözleșme ile
konu bakımından
bağdașmadığı yönündeki karar dikkate alındığında, Mahkeme 14. maddenin somut davaya uygulanamayacağı kanısındadır (bk.
Gratzinger ve Gratzingerova / Çek Cumhuriyeti
(k.k.), no. 39794/98, §§68, 76, AİHM 2002
‑
VII, ve
Woźny / Polonya
(k.k.), no. 70720/11, § 60, 15
Aralık 2015). Dolayısıyla, bașvurunun bu kısmı da Sözleșme’nin 35 §§ 3 ve 4 maddesi uyarınca Sözleșme hükümleriyle bağdașmadığından kabul edilemez olarak beyan edilmelidir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Bașvurunun kabul edilemez olarak beyan edilmesine
karar vermiștir
.
İșbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiș ve 7 Nisan 2016 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiștir.
Abel Campos
Ksenija Turković
Yazı İșleri Müdür Yardımcısı
Bașkan