Cererea nr. 10702/12
Ömer KABUL / Turcia
Presidente: Nebojša Vučinić
Judecători: Paul Lemmens, Stéphanie Mourou-Vikström
Grefier Adjunct: Hasan Bakırcı
Luând în considerare cererea depusă pe 16 decembrie 2011, Curtea pronunță:
FAPTE
Reclamantul se plânge de presupusa încălcare a articolului 10 din Convenție (libertatea de exprimare).
Curtea observă că după entrada în vigoare a Legii nr. 6216, reclamantul trebuia să se adreseze Curții Constituționale, care dispune de competența de a soluționa presupusele încălcări ale drepturilor protejate de Convenție și poate acorda despăgubiri directe și rapide.
Din cauza neepuizării căilor interne de atac disponibile, în conformitate cu articolele 35 §§ 1 și 4 din Convenție, plângerea este inadmisibilă.
Bașvuru No: 10702/12
Ömer KABUL / Türkiye
Bașkan,
Nebojša Vučinić,
Hâkimler,
Paul Lemmens,
Stéphanie Mourou-Vikström,
ve
Bölüm Yazı İșleri Müdür Yardımcısı
Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 13 Haziran 2017 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
16 Aralık 2011 tarihinde yapılan yukarıda anılan bașvuruyu göz önüne alarak,
Davalı Hükümet tarafından sunulan görüșleri dikkate alarak,
Gerçekleștirilen müzakerelerin sonucunda așağıdaki kararı vermiștir:
1.
Bașvuran Ömer Kabul 1990 doğumlu Türk vatandașı olup, Șırnak’ta ikamet etmektedir.
2.
Türk Hükümeti (“Hükümet”) kendi görevlisi tarafından temsil edilmiștir.
3.
Davanın konusu, taraflarca ileri sürüldüğü șekliyle, așağıdaki gibi özetlenebilir:
4.
Bașvuran, 15 Mayıs 2009 tarihinde yasa dıșı terör örgütü üyesi olduğu șüphesiyle polis tarafından yakalanmıștır.
5.
Șırnak Sulh Ceza Mahkemesi Hâkimi 16 Mayıs 2009 tarihinde bașvuranın ifadesini almıș ve tutuklanmasına karar vermiștir.
6.
Diyarbakır Cumhuriyet Bașsavcılığı, 20 Kasım 2009 tarihinde, bașvuran hakkında yasa dıșı terör örgütü üyesi olmak, patlayıcı madde tașımak ve kullanmak suçlarından iddianame hazırlamıștır.
7.
Yargılamalar sırasında, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi bașvuranın söz konusu suçları ișlediği konusunda kuvvetli șüphenin olmasını ve söz konusu suçların Ceza Muhakemesi Kanununun 100. maddesi kapsamındaki katalog suçlardan olmasını göz önüne alarak, bașvuranın tutukluluk süresini uzatmıștır.
8.
Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi 2 Ocak 2013 tarihinde bașvuranın mahkûmiyetine karar vermiș ve terör örgütü üyesi olma ve patlayıcı madde bulundurma suçlarından bașvuranı on yedi yıl hapis cezası ile cezalandırmıștır.
9.
Dava dosyasındaki bilgilere göre, yargılamalar halen Yargıtay önünde derdesttir.
10.
Bașvuran tutukluğunun uzunluğu hakkında Sözleșme’nin 5 § 3 maddesi kapsamında șikâyette bulunmuștur.
11.
Hükümet, bașvuranın 23 Eylül 2012 tarihinde hâlâ tutuklu olduğunu ve Anayasa Mahkemesine bașvurmuș olması gerektiğini ancak bașvurmadığını ve bu sebeple iç hukuk yollarını tüketmemiș olduğunu belirtmiștir.
12.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi önündeki yeni hukuk yolunun temel yönlerini inceleyen Mahkeme, Türkiye Büyük Millet Meclisinin söz konusu mahkemeye, kural olarak, 23 Eylül 2012 tarihinden sonra kesinleșen bütün kararlar bakımından, Sözleșme ile korunan hak ve özgürlüklerin ihlallerine yönelik doğrudan ve hızlı bir tazmin sağlamasına imkân tanıyan yetkiler verdiğini ve bu hukuk yolunun kullanılması gereken bir hukuk yolu olduğunu belirtmiștir (bk.
Uzun/
Türkiye
(k.k.), no. 10755/13, §§ 68-71, 30 Nisan 2013).
13.
Mahkeme ayrıca, Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin 23 Eylül 2012 tarihinde bașladığını ve bu kapsamda verilen kararlardan açıkça anlașıldığı üzere, zaman bakımından yetkisinin, bireysel bașvuru hakkının kabulünden önce bașlayan ve belirtilen tarih itibariyle devam etmekte olan bir ihlali içeren durumları da kapsayacak șekilde genișletilmesine karar verdiğini belirtmektedir.
14.
Somut davada, bașvuranın tutuklu yargılanması 15 Mayıs 2009 tarihinde bașlamıș ve mahkûmiyet kararının verildiği 2 Ocak 2013 tarihinde sona ermiștir. Dolayısıyla, 23 Eylül 2012 tarihinden önceki dönem de dâhil olmak üzere, bașvuranın tutukluluğu, Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi kapsamındadır (bk.
Koçintar/Türkiye
(k.k.), no.
77429/12, §§
15-26 ve 39, 1
Temmuz 2014 ve
Levent Bektaș/Türkiye
, no
70026/10, §§ 40-42, 16 Haziran 2015).
15.
Sonuç olarak Mahkeme, Hükümetin bașvuranın Anayasa Mahkemesi nezdinde söz konusu hukuk yoluna bașvurmadığına ilișkin ilk itirazını göz önünde bulundurarak, Sözleșme’nin 35 §§ 1 ve 4 maddesi uyarınca, iç hukuk yollarının tüketilmemiș olması nedeniyle bașvurunun reddedilmesi gerektiği kanaatine varmıștır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Bașvurunun kabul edilemez olduğuna
karar vermiștir.
İșbu karar İngilizce dilinde tanzim edilmiș olup, 6 Temmuz 2017 tarihinde yazılı olarak bildirilmiștir.
Hasan Bakırcı
Nebojša Vučinić
Yazı İșleri Müdür Yardımcısı
Bașkan